Tarih 25.11.2020 Çarşamba yer İstanbul,Esenkent
Pandeminin dünyanın dengesini bozduğu o malum ve kritik ortamda buldum onu.
İstanbul'da sosyal hizmet stajımı bir dernekte yaptığım o dönemde yine hızlı ve toplumun çarpık diyebileceği ilişkiler yaşarken bir anda onu görüp durabileceğimi,5 yıllık kız arkadaşımdan sonra kalbimin birine atabilme ihtimali aklıma gelmezdi.Atıyormuş halbuki bozulmuş sandığın o kalp işte,hiç ummadığın anda.
Queen'imiz Gülşen'imizin dediği gibi '
Zaten aşk,ne zaman,doğru zaman kollar?
Hiçbir zaman!'
Zaten öyle değil midir aşka yakalanmak?
Bir anda yakalanınca oluyor ya onun adı aşk.Damdan düşmüş gibi oluyorsun ama o düşüş kaydıraktan kayan bir çocuğun sevinci gibi,dünyanın en keyif veren uyuşturucusunun da veremeyeceği endorfini salgılatıp yüksek hissetiriyormuş insana kendini.Yaşayan bilir.
25 Kasım 2020,günlerden çarşamba queer bir uygulamadan benim staj sonrası onun evinde buluştuk.Bakırköy'den Esenyurt'a giden o 2 saatlik yol,bana kavuşma heyecanıyla 20 saatlik yol gibi uzun gelmişti o gün.
Ona gelmeden,ne içeceğimi,ne yiyeceğimi sordu.Benim için fark etmeyeceğini söyledim kendisine.O ara aldığım bursla bir kırmızı şarap aldım bize.Konum attı,ben otobüsten inince ve en sonunda varmıştım seks sonunda boşalıp rahatlamış gibi hissederek onun evine.
Eve varınca sıcak bir gülümsemeyle karşıladı beni kapıda ben de durur muyum? Sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdim tabi.
Yalnız yaşıyordu kendisi,mavi ve kahverengi ağırlıkta pastel rengi eşyalardan oluşan bir evi vardı.Yemek öncesi elimi yıkamak istediğimi söyledim ve banyoya geçtim.Elimi yıkadıktan sonra mavi koltukta oturuyorduk.Tam karşımızda bir televizyon....
Ve işte o an!
Televizyonun üstünde Sezen portresi,yerde bir pikapçalar onun üstünde de Sezen'in 'Bahane' albümünün pikap versiyonu ve birkaç pikap daha vardı.Sonra tabi yemeğimizi yiyip kırmızı şarabımızı içerken Sezen'den,rakıdan,Atatürk'ten,müzikten,arabeskten,ondan ve benden bahsettik.Kalbim duracak gibi oluyordu ilk buluşmamızda.Çünkü bir gün böyle biriyle muhabbetin belini kıracağımı ummaz,alkol eşliğinde keyifli bir şekilde içip o ondan sonra herkese nasip olmayan o gerçek aşkı yaşayacağımı bilemezdim.
Yaralıydı o,ben de yaralıydım esasında hayat yangınımızda.O ilk buluşma gününden sonra defalarca buluştuk.Malum ailem bilmediğimden 'normal' arkadaşlarımda biliyordu beni.Unutamıyorum aramızdaki o bağı ve o sonrasında yaşayacağımız gelgitli günlerimizi.Omzumda ağladığı,koynunda ağladığımı,uyurken kedi gibi ona sırnayışımı,müsait olduğumuz her vakitte görüşüp saatlerce sarılıp uyumamızı,kendi elleriyle yaptığı mezelerle o muhteşem dekore ettiği balkonunda karşılıklı rakı içip sabahın ilk ışıklarına kadar sarılışlarımızı özlüyorum.Milyonlarca insanın olduğu İstanbul'da resmen buluvermiştik bir anda birbirimizi.Çölde serap görmüş bir şanslı bir bedevi,kutupta güneş bulmuş biri,madende bir cevher bulmuş madenci gibi bulmuştuk birbirimizi.
Sonra her güzel şeyin sonu olduğu gibi meslek hayatıma başladığım ilk işimde,Sakarya'daki 16 yıllık arkadaşıyla tanışıp bir gece 5 duble cin sonrası onu arkadaşıyla aldatmam,sonrasında vicdan yapıp bunu kendisine iletmemle ayrıldık.
Ben hala o gündeyim,pişmanım tabi ki.Ondan sonra çok denedim,denedim ama olmadı aşk meşk ilişkileri.Nefes aldıkça umut vardır,umut varsa aşk vardır.Tuttu belki ahı ve bedduası ama bitsin artık bu çilem,bıktım artık aşksızlıktan.
Kalbim,çıksın artık o karakolundan.Yoruldum uzaklardan,hercai,eğreti ve sahte aşklardan.Aşk,bana şifa,bize şifa ya onunla ya da onsuz ama bırakmasın hayat bizi aşksız!
Yorumlar
Yorum Gönder